İçeriğe geç

Minimalizm yolculuğum

Minimalizm kavramı hayatıma gireli çok olmadı. Ama sanırım zaten hayatım boyunca biraz minimalisttim ben. Yine de geçtiğimiz birkaç ay boyunca bu konudaki araştırmalarıma, okumalarıma ve uygulamalarıma ivme kazandırdığım için biraz anlatayım dedim. İşte benim minimalizm yolculuğum…

Ben hiçbir zaman alışveriş, tüketim meraklısı olmadım, çoğu zaman ihtiyaç için alışveriş yaptım, sezondan değil de indirimden almaya çalıştım,️ modayla da çok ilgilendiğim söylenemez 🙂 Sağolsun ailem de beni markaların değil, eşyaların işlevinin ve kalitesinin önemli olduğu bilinciyle yetiştirdi. Hiçbir zaman ucuz olsun 100 tane olsun demedim, bence 1 tane olması yeterli. Veya cep telefonum bozulmadan yenisini almanın saçma olduğunu düşünürüm hep. 4 yıl önce ise Belçika’ya yüksek lisans yapmaya gittim ve 1.5 yıl Belçika’da yaşadım. Bu dönemde ise hayat beni minimalist olmaya zorladı :)) Zaten öğrenci bütçem belliydi, bir tişörte 50 euro, bir ayakkabıya 100 euro veremezdim, vermemeliydim de. Dolayısıyla o 1.5 yıllık süreçte arkadaşımdan 2. el aldığım bir iki kıyafet dışında pek bir şey almadım. Baktım oluyormuş 🙂 Kaldı ki bana bütçemi alışverişten ziyade gezmeye ve deneyimlere harcamak hep çok daha cazip geldi.

“Less is more”: “az çoktur”

Tabii minimalizm yalnızca kıyafet ve eşya alışverişinin minimumda tutulması demek değil, dekorasyondan tutun da, sanata, müziğe kadar hayatın her alanında var, bir yaşam tarzı aslında. Minimalizm, kısaca hayatı sade yaşamak diyebiliriz. Ama toplumda yanlış anlaşıldığı üzere en az eşyaya sahip olmakla ilgili bir yarış falan değil bu. Sahip olduğumuz her şeyin ihtiyacımız olan şeyler olması. Akımın sloganı “less is more”, yani “az çoktur”, bence harika anlatıyor felsefeyi. Ne güzel dimi, ihtiyacım olmayan ve gereksiz yer kaplayan şeylerin temizliğiyle uğraşmakla zaman kaybetmeyeceğim. Üstüne bir de benim ihtiyacım olmayan bir şeyin başkasına çok yararlı olabileceğini düşünmek harika bir duygu.

Bu arada minimalizmin müzik ayağı da bir dönem beni baya cezbetti. Yine de özellikle filmlerde çok kullanılan minimalist müzik veya minimal müzik olarak geçen janrdan dinlediğim müzisyenler var, dinlemek isteyen olursa, Erik Satie, Philip Glass, Arvo Pärt’ı dinleyebilir. Bir de Spotify’da Minimalism adında bir liste var.

 

Minimalizm kavramıyla haşır neşir olmaya başlayışım…

Minimalizm anlamlı bir yaşam

Sanırım minimalizm kavramıyla tam anlamıyla geçen sene tanıştım, soldaki fotoğrafta elimde gördüğünüz kitap kapağındaki arkadaşların yani The Minimalists‘in çektiği “Minimalizm: Önemli Şeylere Dair Bir Belgesel” adlı belgeseli izledim, gerçekten ufuk açıcı buldum. Zaten bu belgesel minimalizme giriş dersi gibi bir şey minimalistler camiasında :)) Bir de tabii dünyaca ünlü tatlış Marie Kondo’cuğumuzu unutmamak lazım. Ben de nitekim öyle yaptım, belgeselden sonra Marie Kondo’nun Derle Topla Rahatla kitabını aldım. Bu yılın başında da Kondo’nun Netflix’teki programı çıktı, onu izledim. Aşağıda fragmanını paylaşıyorum. Bu arada Instagram’da minimalizm ve sadelikle ilgili sadece iki hesap takip ediyordum (hala severek takip ediyorum), “Sadeevim” yani Rabia hanım ve İrem Yaşar’ı. Başka da bir şey yapmıyordum.

 

 

 

 

 

Derken…

6 ay önce evlendim, ve yeni evime eşya alırken sade olmaya, seçtiğim eşyaların işlevsel ve pratik olmasına ve ihtiyacım olup olmadığından emin olmadığım ürünleri almamaya dikkat ettim. Taşınmam sayesinde kendiliğinden biraz derleme toplama atma gibi şeyler de yaptım. Fakat dönüp bakıyorum ve tüm bunlar esnasında çok da bilinçli ve bilgili olmadığımı görüyorum. Aradan geçen 6 ayda gereksiz yere aldığım eşyaları fark ettim maalesef. En çok da çeyizimizin ne kadar çok eşyayla dolu olduğunu :)) İlerde bu konuda da bir yazı yazacağım.

Sonra, blogun Instagram hesabını açtığım ilk günlerde, 25 Mayıs 2019’da İzmir, Karşıyaka’da bir etkinlik düzenlendi. “Minimalizm: Popüler bir kavramdan fazlası” etkinliği gerçekten benim için çok yararlı oldu, hatta harekete geçirdi diyebilirim. Etkinlikte bu konuda gerçekten bilgili ve donanımlı şahane insanlar tanıdım (aşağıdaki görseldeler) ve hepsini Instagram’dan takip etmeye başladım. Size de öneririm.

İkinci el satışı

Bir süre önce kendimi motive ettim ve birkaç parça giymediğim kıyafetimi satmayı denemek istedim. Sağolsun yine birkaç ay önce Instagram’da tanıştığım Mandıra Sarışını‘nın verdiği taktikler sayesinde satmaya başladım, haha. Ara ara yeni ürünler yüklemeye ve satmaya devam ediyorum. Yıllardır kullanmadığım patenlerimi de sattım. Bu arada ikinci el satışı yapılan siteler ve uygulamalarla ilgili blog yazısı da yazdım, buradan okuyabilirsiniz.

Bundan sonra neler yapacağım

Kondo’nun kitabından sonra bu konuda aldığım ikinci kitap olan Minimalizm: Anlamlı Bir Yaşam’ı okudum; fakat bir kez daha okumak istiyorum çünkü bir kere okumanın yetmeyeceğine kanaat getirdim. Onun dışında James Wallman’ın yazdığı İstif Çağı‘nı ve Ege Erim ve Begüm Başoğlu’nun yazdığı Sade adlı kitabı aldım, onları okuyacağım. Bu konuda kitap önerileri isteyenler Türk İşi Minimalizm adlı blogun sahibi Hale Hanım’ın YouTube kanalında çok güzel bir video var:

Bundan sonra özellikle Hale hanımın önerdiklerinden devam ederek bu alanda kitaplar okuyarak, bloglar okuyarak, araştırmalar yaparak bu alanda daha çok bilgilenmeyi ve gittikçe sadeleşmeyi planlıyorum. Sadeleştikçe rahatladığımı hissediyorum. Bu arada Youtube kanalımda değerli ve ilginç bulduğum videoları derlemeye başladım, şuradan göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Okudukça, öğrendikçe benim için daha da ilginç bir hal almaya başladı bu konu. Bu arada sıkça minimalizmle birlikte adı geçen “zero waste” yani sıfır atık konusu da çok önemli. Bu konuya ayrıca değinmek lazım. İkisi de kendimize meydan okuya okuya gelişebileceğimiz alanlar. Bence uzun ve yavaş bir yolculuk ama keyifli ve huzur verici. Tam anlamıyla sadeleştim diyeceğim noktaya çok var ama o noktaya da ulaştığım an bitmiş olmayacak, çünkü bu bir yaşam tarzı, sadeleşmek kadar sade kalmak da önemli.

İşte benim minimalizm yolculuğum bu şekilde. Daha çok başındayım, ama heyecanlıyım 🙂 Eşyalara bağımlılığım azaldıkça sanki özgürleşiyormuşum gibi geliyor. Size de oluyor mu? Sizin de minimalizmle ilgili önerileriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.

Yazıdaki Linkler

 

Yazıyı paylaşın:

3 Yorum

    • Öykü Öykü

      Çok teşekkürler Ebru hanım, okuyacağım 🙂

  1. […] Kısaca özetlemek gerekirse minimalizm, bir sanat akımından doğup sadeliğin günlük hayata hakim olmasına dayanan bir felsefe. Nasıl olur, nedir, nasıl yaşanır diye uzun uzun anlatmayacağım, zaten Öykü çok güzel ve detaylı anlatmış, buyrun buradan: Minimalizm Yolculuğum […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir